Babamın şiirlerinden birisi:
serbest düşme halindeyim, tutunmayı bıraktım
düşmekten yorulunca yere çakılacağım
gerçeküstü bir ses çıkacak
ordan bakarsan bir kuş tüyünün yere değmesi
burdan bakarsan tsunami, dokuz şiddetinde
yere çakılacağım düşmekten sıkılınca
bir yere, yalnız büyük şairlerin anlatabildiği
suda batmayan hafif örümceğin bir hamlede gidebildiği
insan ömrününse yetmediği, yıldızlar kadar uzak
bir yere, kimsenin tanrıya ihtiyaç duymadığı
atladım yükseklerden, düşüyorum
tutunmayı bıraktım, zor oluyordu
canım çok acıyordu durduk yere
tırnaklarımı söküyordu sanki bir şey
küçük bir şey, bir sürtünme, sümüksü, yapış yapış
yankı vadisinde gürleyen bir inilti, bir iç çekiş
bir kadının çaldığı esrarengiz ricat borusu
bir manevra, ruhuma yapılan sessiz taarruz
tutunabilirim sanıyordum pencerenin pervazına, uçurumların yamaçlarına, keskin kayalara, ağaç köklerine, kurumuş otlara, dallara ve dikenlere
artık tutunmayı bıraktım
yere çakılacağım, gerçeküstü bir ses çıkacak
canım sıkıldığında börtü böcekten veya çiçeklerden
sevginizden, boktan püsürden, hepinizden
klasik imgelerden sıradan bir buket hazırlarım düşerken
acıyı havanda parça parça ezip paketlerim şiir şeklinde
sanki acı hafifliyor sımsıkı paketlenip atılınca böyle
ağırlığım azalıyor yere çakılırken
ellerimde yanık kokusu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder